9.11.2010

Derleme - I

Doğru, epeydir yazamadım. Kah yoğundum, kah Sade tarafından silahla tehdit edildim (yüzüme oturmakla tehdit etti, silah belli) ama olsun... İşte burdayım.

Arayı şöyle kapayalım isterim; okuduğum yazılarıda söylemek istediğim şeyleri madde madde , karışık bir düzende, potpuri şeklinde yazıvereyim gitsin...

Bu arada blogspot Kemer'deyken yazdığım; kaydettiğim fakat revize etmeden yayınlamayı düşünmediği bir yazıyı yemiş. Halbuki ne bombalar vardı. Artık hiçbirini hatırlamıyorum... (mu acaba?!)

(Yazılarımız güncelden geçmişe doğru bir kronoloji izlemekte ve 0110011000101 (zirovanvanzirozirovanvanzirozirozirovanziro) tekniği ile sterilize edilmektedir.)

1. 9 Kasım 2010 - Sabah Sabah: "Chakal da geçenlerde görmüştü, arabadan eğilmiş kedi seviyormuş.. Beni aramıştı hemen ruh eşini buldum diye.. Yoksa o mu ruh eşim?"

Arabadan eğilmiş kedi sevmiyordu, arabadan kediyle muhabbet ediyordu. Bildiğin "şşş naber? Az gelsene böyle... Gelsene oğlum" şeklinde. Bayağı da ısrarlıydı (Sade gibi) sanki hayvan bunu sallayıp "haa doğru bir gideyim ya, belki diyecekleri vardır bana. Muhabbet ederiz, memleketten falan konuşuruz" diyecekmiş gibi.

2. 8 Kasım 2010 - Konuşuyorum, Öyleyse Varım: Şimdi bu yazıya ne desem boş! Yazık ki Sade, aslında durmadan konuştuğunun farkında değil... Farkındalığı o kadar düşük ve gel-git akıllı ki; anca bazen yalnız kaldığında konuştuğunu fark edebilmiş. Şimdi bile konuşuyordur eminim... (Efendim Sade? Gerizekalı mı diyorsun? Allah allaaah, çok şaşırdım!) Bazeı zamanlar konuşmasında yavaşlama ve içerik açısından zayıflama olmuyor değil. Biz de arkadaşları olarak "hayırdır sessizsin bugün" diye gaz veriyoruz buna. (Aramızda yaptığımız bir anlaşma, nasılsa Sade realiteden kopuk diye eğleniyoruz kendi aramızda) Yazık, Sade de ciddiye alıyor, başlıyor düşünmeye. "Gerçekten sessiz miyim? N'oldu bana yahu? Neyim var? Yoo, aslında sessiz de değilim ki?" Fakat Sade'nin bilmediği; bunları da sesli düşünüyor olması. Ah yaa, kıyamam, safım benim...

"Mantıklı olması da gerekmiyor üstelik, çoğunlukla saçma sapan konuşmalar yapıyorum kendimle.."

Canım, sadece kendinleyken değil, bizimle konuşurken de aynı kural geçerli anlıyorum ki...

"Kedi gördüm mü dayanamıyorum napiimm.. Hatta bir gün Chakal her gördüğüm kediyle konuşuyorum diye benimle dalga geçtiydi.. Yol üstünde bir cafenin önünde başını masaya dayamış bir adamla konuştu uzaktan uzaktan, benim taklidimi yaparak "ahh kuzuuummm uykun mu var senninnnn, pek de şirinsiiinnn, kellttooşşş".. Ya da öyle birşeyler yaptı işte, şimdi hemen atlar "öyle olmadı o olay" diye.."

Öyle olmadı o olay! Şöyle ki, bu Sade insanı kedilendikten sonra sokakta tanıdığı tanımadığı tüm canlılarla konuşur oldu. Eskiden bakar "ayy ne güzelmiş" demekle yetinirdi. Şimdi bazen kedilerin hikayelerini (anası-babası kim, nerden düştü buralara, hangi rüzgar attı onu buraya, daha önce nerelerdeydi vs) öğrenmeye çalışıyor. O gün de benzer bir şey yaşanmış ve gideceğimiz 3 dakikalık yol, Sade'nin kedi arkadaşlarıyla (ki arkadaşları pek yüz vermez buna) muhabbet sevdası nedeniyle 17 dakikaya uzamışken; "kedi edindin böyle oldun, çocuğun olsa ne yaparsın" konulu, ara sıra aramızda münazaralara varan tartışmaya vardı. "Peki" dedim "ya uzun süreli bir ilişkin olsa? Şöyle köpek gibi aşık olsan?" Tam o esnada, yol kenarında; muhtemelen dükkanının önünde uyuklayan bir adam gördük ve ben Sade'nin canlılara sözel ilgisini modifiye ettim "Ayy canım kıyamam, nasıl da uyumuş orda. Keltoş yaa... Kim yordu seni bu kadar? Oooo canım yaa" şeklinde...

3. 7 Kasım 2010 - Hotline Lover: Şimdi şöyle, arkadaş eve geldiğinden itibaren çocuğun sadece %18'ini, Sade'nin ise sadece sırtını görebildik. Çünkü burun buruna dolaşmaktan ve sarmaş dolaş olmaktan nedense pek keyif aldı Sade. Gittiğimiz yerlerde bir araya geldiğimiz insanlar Sade'ye hal hatır sorup "nasılsın" dediklerinde ise aldıkları tek cevap "baaaak bu Doğukan eheheh" oldu. Niye öyle oldu, dağ gibi hatun nasıl sabun kıvamına döndü ben de bilmiyorum. Ama oldu işte. Acaba sonrasında mı gelişti "mıç mıç" tolerasındaki düşüklük? Olabilir, ihtimal...

4. 4 Kasım 2010 - Kaabbuusssss: Şimdi bu konuyla ilgili fazla konuşmadık aslında. Fakat aklımın ucunda şöyle bir ihtimal var: Sade'nin rüyasında gördüğü kişi Derin değil de, mesela ben gibi, Bitter gibi tanıdık biri. Fakat Sade bunu yazarsa, blogu takip eden bizler acayip yorumlar yapabiliriz. (Hı, oldu mu Sade?)

İşbaşı yapmalıyım, devam daha sonra... :)


Hiç yorum yok: