- Bread's ve hafif kahvaltı: Bread's mecburiyetten seçildi, zira Pendik iskele civarında en yakın yer orasıydı. Hafif kahvaltı da zaman sınırından dolayı. 10 dakika sonra feribot kalkacaktı. Yoksa öküz gibi yiyoruz vakit olsa.
- Regl farkındalığı da cumartesi günü Foça sahiline denk geliyor aslında. Yani "Amaaan nerden bileceksiniz ki zaten siz! İster dün derim, ister yarın. Hah!"
- Sayın Sade, plaka demişsin, hani 17, hani 22, hani 32?? Hele 81 hiç görmedik bile yolda! Tahmin ediyorum internet yardımı aldın...
- Bakıyorum "cümle alem bizi lezbiyen bir çift olarak kanıksadı" geyiğini de eklemeye utanmışsın. Aşk olsun... Alacağın olsun...
- Susurluk benim için tam bir aydınlanmaydı. Bu blog da bu sayede doğdu. Aylarca Sade için ağladım. Sandım ki Cankuş gerçekten alışverişte buncağızın aklını çeliyor. Meğer ne alakaymış! Bizzat Sade'ymiş alışveriş manyağı... Artık Cankuş'ka çıkarım alışverişe, Sade Hanım dursun evinde...
- Derimod'da da şöyle bir şey yaptı kendileri, rafta sıra sıra ayakkabılar var. Sen tek tek indir bunları, dene, beğenmeyince "eeh" diye ayağından iteleyerek çıkar, orda bırak! Ayakkabıların yerdeki sağ tek leşlerini takip ederek Sade'nin yerini bulmak pek mümkündü.
- "Oysa ikimiz de biliyorduk Çakal'ın haklı olduğunu" Bu cümle "Sade'nin rezilliklerini yazacak bu hatun, suyuna gitmek lazım" cümlesi değil de nedir?
- Ayvalık molasının sebebi yolun uzadıkça uzaması değil, Susurluk'ta verilen 2,5 saatlik ve 250 TL'lık moladır efenim...
- Ben gevrek görmedim! boyoz da görmedim! Orijinal Bardacık da görmedim, sadece ablamın oğlu Bardacık'ı gördüm... Bir insan bu kadar mı sıkar? Sıkar işte, sıkıyor...
- Su Gibi'yi kahvaltıda izlemedik. Zira program öğleden sonra yayınlanıyor. Demek ki öğle yemeğinde izlemişiz. Hatta Sofu da gelmiş de Sade anna-babaya rağmen yazlıktaki ilk sigarasını içmiş balkonda Sofu'yla. Neymiş demek ki? Gerçek yaşamda da sigara içmeyen biri izlenimi vermeye ve kendini iyi göstermeye çalışan biriymiş.
- Cumartesi günümüzün büyük kısmını Karşıyaka'da geçirmedik aslında. 1-2 saat sürmüştür taş çatlasa. Ama algı işte, bireysel farklılıklar :) Vay anasını bee!
- Darılar tencerede kaynıyordu fakat evde darı yediğimi hatırlamıyorum, hep sokaklarda darı aldırttı bana, masrafa soktu. Susurluk yetmedi, Çeşme'de de masrafa soktu!
- "Arkadaş buldum" dediği, "masalardan birinin altında yatan köpeği muç muçlamak suretiyle yanıma kadar çağırdım. Yemek veririm sandı, vermedim de. Sonra açlıktan ayağıma yığıldı. Ben de sevindim beni sevdiği ve benim onu sevdiğimi anladığı için. Dedim ki "Çakal bak ayağımda uyuyor kerata!" anlamına geliyor. "Dünyalar güzeli" dediği de kirloş, muhtemelen bej fakat pislikten gri görünen, yaşlı başlı, yorgun, hissiz bir evsiz.
- "Akşamüstü geldiğinde o güzelim denizi bırakıp...": Ben değildim çünkü gitmemizden 1 saat önce "eve gitcem ben" diye tutturup şezlongda uyuyakalan...
- Mayo geyiği: Çıplak olduğunu söylememiş ama öyleydi...
- Sedir'den sonra yola çıkmadık tabi ki. Önce hala-enişte ziyareti yaptık, yine kaybolduk vs. vs. Ahh Sade ahh!
- Kadın pisuvarına oturmaya çalıştığını da anlatsaymış...
- Fıkra için aradığı tüm insanlar! Uyanın! Bir kişi hariç hepinize yalan söyledi! Sanki ilk sizi aramış gibi davrandı! Yalaaaan!!
- Tamam hadi, bence de şahaneydi :))
Okudukça samimiyeti ve açıklığıyla insanları etkileyen Sade Günce'nin, toz pembe hayallerden, duvarlardan, dolaylı laflardan ve maskelerden sıyrılmış halidir. Sade'nin gerçekten demek istedikleri, gerçekte yaptıkları çok yakında burada...
3.09.2010
Road Trip ve Ötesi...
Öncelikle Sade'nin tutarsız tavırlarından nem kaptığımı belirteyim. Zira daha önce farklı bir rumuzla yazılarında yer verdiği bir kişiye artık Rinçençal diyerek farklı bir insan havası vermiştir kendisi. Şimdi sorsan "ama o rumuzla çok belli oluyordu kim olduğu" diye bıdır bıdır sızlanır... Neyse... Şimdi Road Trip gerçekleri:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder